Kafamda Bin Balon

Aklınıza takılan sorularınız mı var gençler? Buyurun buyurun…

Soru: Allah binlerce insanı nasıl görüyor?

el-Cevap:

Benim gözüm sınırlı, duvarın arkasındaki komşuyu, etimin içindeki kemiği görmüyor.

Benim gözümün aşamadığı engeller var. Ben ve gözlerim, yani biz, ışığa da, nesnelerin büyük olmasına da, gördüklerimi algılayacak bir beyne de ihtiyaç duyuyoruz.

Hani ben karanlıkta canlıları da cansızları da göremiyorum ya… Ama bazı hayvanlar -mesela yılan- vücud ısılarından farkediyor canlıları. Dur, sonuç çıkaracağız.

Benim gözüm şahin gibi keskin de değil ya… Heh! Şahinin ve -karanlıkta da- yılanın gözünden zayıf, sınırlı demek ki gözlerim.



Allah’ın göze ihtiyacı olsaydı, sence hâlâ Allah olur muydu?

-O zaman aciz, muhtaç olurdu. O zaman O’na ilah demezdik. İnsan, kedi, bulut ya da bunun gibi güçleri sınırlı bir varlığa dönerdi.

Akvaryumda doğan, ataları akvaryumda büyüyen, akvaryum ninnileri dinleyen bir Japon Balığı’na okyanusu anlatmak çok zor olurdu değil mi?

-Dur, dur, bir dakika! Gidiyorsun, gidiyorsun, bitmiyor mu? Cama da mı çarpmıyorsun, altta da mı cam yok? Tınk tınk sesi de mi çıkmıyor?-
İşte böyle, sonsuzluğu ve sınırı olmayanı bilmek sınırlı aklımıza güç geliyor.

Allah’ın görmesinin sınırı yok: Yani insanların önüne insan geçince, dağın arkasında kalınca, evin içinde olunca, yorganın altına gizlenince hala onları görebiliyor.


Allah’ın ışığa ihtiyacı yok: Yani karanlıkta da denizin derinliklerinde de olsa onları görüyor.
Allah’ın gözleri küçük virüsleri de bizim arkasını göremediğimiz büyüklükteki dağları da görür.

Nereden mi biliyorum? Çünkü O’na Allah diyorum. Allah’ım olduğuna inanıyorum(v). Allah’ın sınırı, engeli, yapamadığı olamaz. Yoksa O’na Allah demezdim.

Nasıl görüyor? Bunu anlamak için “gözlüksüz” örneğini dinleyin: Ben gözlüksüz bir halde kuşların dansını izleyebiliyorum. Gözlüğe ihitiyacım yok. Gözlüksüz hiç bir insanla tanışmamış Gülden yanıma geliyor. -Nasıl yani, aklım almıyor, sen hiç gözlük olmadan mı görüyorsun? Biraz da mı yok, azıcık da mı yok gözlüğün?!… -Gülden’e ne cevap verirsin?- Evet, yahu… Gözlüğe ihtiyaç duymuyorum. Gözlük kullanmadan görüyorum.

Heh işte! Gülden, hiç gözlük kullanmayan biriyle daha önce tanışmadığı için inanmakta, anlamakta biraz zorlandı. Ama artık gözlük kullanmadan, gözlüğe ihtiyaç duymadan yaşayan insanlar da varmış, biliyor.

Allah da gözlüğe değil, göze bile ihtiyaç duymuyor. O nesnenin aydınlık bir yerde olmasına da, havuç yiyerek güçlendirilecek retinaya da ihtiyaç duymuyor. Gözlerinin dünyanın arkasını da görecek kadar büyük olmasına muhtaç değil. Zaten göze ihtiyacı yok dedik ya akıllım:)

Her şeyi gören, görmesi sınırsız olan Allah, Basîr’dir. el-Basîr hepimizi korusun. Amin:)

( t.me/kafamdabinbalon Bu cevaplar bulaşıcı. Telegrama da geçmiş .)

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir