“İllallah” Dedirten Muhabbet

Koca Başlığımız: İman Tercihtir

Çok şıklı bir tercih. Ama her tercihin bir karşılığı var. Tevhid konusunu daha iyi anlamak için tevhid dışı sistemlere de göz atacağız. Yumuşak ğ şıkkına kadar gideceğiz.

a) La ilahe illallah – Tevhid

Allah’ın Hz Adem’den Hz. Muhammed’e kadar gönderdiği tüm dinlere genel anlamda İslam denir. Bakınız: Muhakkak ki Allah katında tek din, İslam’dır. 3/19
40 yılının müminleri, Hz İsa’nın yolundan gidenlerdi. Hz. Nuh’un izini takip edenler de muhakkak ki o dönemin hak dine inananlarıydı. Allah, son peygamber Hz. Muhammed’i göndererek, tüm insanlara kıyamete kadar tebliğ edilecek evrensel ilkeleri vahyetmiştir. Hz. Musa’yı yollayan Allah’a inanmanın gereği yine aynı Rabbin dediklerine uymak, son rasulüne ittiba etmek, izinden gitmektir.

Kuyudayım ve bana ip uzatılıyor. Kesilen kopan beni kandıran iplere değil de kurtulmam için yolladığı son dine tutunmamı istiyor o Rahman.
Bizler önceki peygamberlerin hak peygamberler olduğuna inanırız. Kuran’da böyle geçer. Ama tahrif edilmemiş, insanların eliyle bozulmamış ilahi dine uyarız. Müslüman inancında Kuranı Kerim son ilahi kitap, Hz. Muhammed son peygamberdir.

Tevhid, vahid sayısından türer, birlemek demektir.

Kalbimde Allah’a duyduğumdan daha büyük bir sevgiye yer olmaması; davranışlarımı şekillendiren ve ilkelerimin yol haritasının, pusulamın Allah’a ayarlanması ve bunda ortaklığın olmamasıdır tevhid.

Sonraki yazılarda kainatın bas bas nasıl da “ehad” “ehad” “bir” “bir” dediğini söyleyecek kuşlar. Bazı şeyleri görmeye iman gözlüğü gerektiği gibi, bazı şeyleri işitmek için de nankörlük kulaklığını çıkarmak, teraziyi gönle yerleştirmek gerekiyor. (Allah’ım ayaklarımızı dininde sabit kıl.)

B) Ateizm: “La ilahe” (!)
Tövbe estağfirullah

Anlaşılan illallah (ancak ve ancak ilah olarak Allah vardır) kısmını kapatmaya çalışmışlar. Fakat güneş balçıkla sıvanmaz. O yine de parlar; elinle, balçıkla, istersen sisli camla kapatmaya çalış, aydınlık sadece sana gelmez, yayılmaya devam eder.

Hulusi çıksa ve dese ki, yok ben kural koyucu (Rab) tanımıyorum. En üstün varlık (ilah) yok ve evreni bir var eden de (Halık da) yok dese bir tercih yapmış olur. Yaratan Rabbinin adıyla oku Hulusi: “Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör…” İnsan/3

Peki essahtan kural koyucu tanımaz mı, tercihlerini kendi yapar ve paşa keyfine göre mi davranır insan? Paşa keyfi neye göre davranır? Nefs, moda, aile, arkadaş grubu, kız arkadaş, popi olma ideali, özgürlük sloganı, para, medya, algımatikler ! (Algımatik derken şapkamıza Nevşehir değil de NewYork yazdırtan “şey”den bahsediyorum. Ya da anahtarlığımın Kadırga elektrik direkleri değil de Eiffel Kulesi tipinde olmasının, Konya’nın değil de Paris’in aşk şehri olduğunu düşünmemizin, hayallerimizi Tokyo’nun değil de Amerika’nın süslemesinin ardındaki “şey”i kastediyorum. Hey, biri algılarımla oynamış!)

Sinemada film arasında canımın kola çektiğini hissederken , hop oglim diyorum, bunlar kapitalizmin oyunları. Lavaboda bile reklam reklam… Almayacağım işte o kolayı. Ama her zaman bize seçim yaptıran şeyin ne olduğunu farkedemeyebiliyoruz. Tercihlerimizde ben diyeyim on üzeri kırk, siz diyin on üzeri yetmiş iki unsur etkili. Neyse ki “Bir”e uyan bine sapmaktan kurtuluyor. “Bir” olana kul olan, “bin” e kölelikten azad oluyor.

Cetvellerin farklı şekillerde, yamuk yumuk olursa neye göre ölçü alacağını bilemezsin, işte kafamızın karışmasını engelleyen şeyin “doğru bir cetveli ölçek kabul etmek” olduğunu düşünüyorum. Ve buna yürekten inanıyorum. Doğru ölçeği bulan, şunla mı ölçsem, bunu mu dinlesem, onun gönlü kalır, bu bana sırt çevirir demez. Bire tapan bine eğilmekten kurtulur.

Şakir?

“Imm.. Bu soğuk mu, ılık, şuna göre soğuk, buna göre sıcak…” Doğruyu diğer sıvılara göre bulamayınca ısı ölçer kullanmaya karar verdi laborant Şakir. İyi yaptı helal olsun Şakir’e.

İtirazım Var

-Hocam!
Kimin Doğrusu?

Nasreddin Hoca oğluyla eşeğe öyle binse olmadı, şöyle gitse olmadı. İnsanları memnun edemeyeceğini anlayınca en sonunda sırtına almıştı eşeği. Hepinizi razı etmek eşekle hendek atlamaya benzer, demek istedi herhalde. Doğrularım var hocam, doğrularımı, “şaşmayana göre” “beni en iyi tanıyana göre” ve “benim iyiliğimi isteyenin dediklerine göre” ayarladım. Birinin dediği diğerine, berikinin arzusu ötekine uymuyor. El alem putunu yıksın İbrahim, yıksın Osman, yıksın Ayşenur, yıksın Nasureddin…

Bire tapmayan bine tapar sözünü onaylıyor Pinokya da. Bu sefer doğru diyor. Elindeki ip konu komşu, dirseğindeki moda, ayağındaki medya, parmağındaki nefis…

İpi her çekenin arkasından gitmemenin yolunu bulmuş. İşin sırrı, ipleri koparmaktaymış. E, diyorum, artık kafana göre mi gidiyorsun, seçiyorsun, seviyorsun, bakıyorsun? Yok diyor, kafamdaki ip akıl , canımdaki put nefis putuymuş, kopardım onları da… Beni benden iyi bilenin, içime sevgiyi, kalbime mizanı koyanın ilkelerine uydum, sıratı müstakimde gidiyorum. (İnşallah. Senin adın Abdullah Pinokiyyu olsun.)

Bilali Habeşi ne dersiniz bu işe mübareğim?

Elinden kırbaçı attığı, Ammar’ı kırbaçlamamak için kırbaçlanmayı göze aldığı sahneyi hatırladım. Bir de ona köle diyordu insanlar utanmadan! Onun ruhu hür, uçmuş Rabbine. E ayaktaki pranga bileği bağlar sadece.

La ilahe dedikten sonra kalbe putlar dolmaması için illallah geliyor peşi sıra. “Ancak Allah”ı getirmek için putları red gerekiyor. Albert C., insan olmak reddetmektir, demişti. (Sanırım Ali Şeriati’nin İnsanın Dört Zindanı kitabında gördüm Albert Efendinin bu sözünü. Biraz doğruluk payı var Arap düşmanının. )

Şimdi tatile gidelim… Sahilden açılacağım ama korkuyorum da. Aşağıda akıntı, yukarıda dalga… Heh şu ip kıyıdan uzanmış güvenli halat değil mi? Tutundum sımsıkı. Gelsin dalgalar, gitsin akıntılar.

İp sağlam olunca denizde dalga, boş ver gelsin abla… Tesir etmiyor onun bunun çekmesi, dürtmesi, fısıldaması vesvesesi…

Velhasılı bire tutunmayanı bin sarsar, sürükler; bire tapmayan bine tapar; bir ölçek olmayınca doğruları belirleyen bin olur.

“Yalnız biri çağır başkaları imdada gelmiyor.” “Yalnız biri sev, başkaları…” (Lise çağımda kitap ayracında rastladığım bu sözün devamını hatırlamıyorum, zihniniz belki tamamlar 🙂 )

Bir sonraki yazı inşallah “İman Tercihtir” koca başlığının C şıkkı olacak: “Üç İlahın Yaptığını Tek İlah Yapabiliyorsa!?”

Sevebilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir