Göğe Bakmıyorlar Mı? -Son Hafta Faaliyeti

Her kademeye gidecek bir faaliyet: Ayete uygun maket yapımı.

“Göğe bakmıyorlar mı nasıl yükseltilmiştir? Dağlara bakmıyorlar mı nasıl dikilmişlerdir? Yeryüzüne bakmıyorlar mı nasıl yayılmıştır?” (Gaşiye suresi, 18- 20. ayetler)

Bu ayeti her öğrenci maketine büyükçe yazmalıdır.

Ayetle ilgili maketler sergilenir

Ayetle ilgili maketler sergilenir

sunnnn

 

Maket tezgahının başına koyulacak büyük puntolu ayetimiz: goge-bakmiyorlar-mi

Bu faaliyet hangi kazanımlara yönelik:

1.Kainatı incelemeye teşvik (8.1- 5.1)

2.Bilime/gözleme/araştırmaya teşvik

3.İslamın akla ve düşünmeye verdiği öneme vurgu (7 TDB- 8 Akıl konusu)

4.”Her şey bir ölçüye göre yaratılmıştır.” kazanımı (8.1)

5.Allah’ın varlığı konusu (7 TDB- 5.1)

Sevebilirsin...

5 Yanıt

  1. bn dedi ki:

    – Çevreye duyarsız kalamayız… Kalmamalıyız… Makro-Mikro Aleme İlgi Duymalıyız…
    Bakara 2/164: إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّتِي تَجْرِي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَا أَنْزَلَ اللَّهُ مِنَ السَّمَاءِ مِنْ مَاءٍ فَأَحْيَا بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِنْ كُلِّ دَابَّةٍ وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ (164)
    Âl-i İmran 3/189-191: وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (189) إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَآيَاتٍ لِأُولِي الْأَلْبَابِ (190) الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ (191)
    Yunus 10/101: قُلِ انْظُرُوا مَاذَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا تُغْنِي الْآيَاتُ وَالنُّذُرُ عَنْ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ (101)
    Yusuf 10/101: وَكَأَيِّنْ مِنْ آيَةٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ يَمُرُّونَ عَلَيْهَا وَهُمْ عَنْهَا مُعْرِضُونَ (105)
    AŞAĞIDAKİ AYETLERİN MEALİNE BAKABİLİR MİSİNİZ?
    – Çevreye duyarsız kalamayız… Kalmamalıyız… Makro-Mikro Aleme İlgi Duymalıyız…
    Bakara 2/164: Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün farklışı, denizde akıp giden astronomi, insanlar için hayırlıdır ve Allah ‘ ın gökten indirdiği, bazen Ölümünden sonra yeryüzü, hayvanlardan akıp giden rüzgar ve gökle yer arasındaki bulutlar, anlayan bir topluluk için ibretler vardır. (164)
    Âl-i İmran 3/189-191: Göklerin, yerin hükümdarı ve her şeye kadir (189) göklerin ve yerin yaratılışında gece ile gündüzün farklışı için işaretler vardır. Allah ‘ ı zikredenler. Ve güneyinde göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür, Rabbimiz bu boşluğu yaratmadı, ateş azabı yücedir (191)
    Yunus 10/101: Göklerde ve yerde ne var, inanmayan bir topluluk hakkında ayetler ve ayetlerin söylediklerine bakın (101)
    Yusuf 10/101: Göklerde ve yerde kim varsa onun üzerine geçer ve ona maruz kalırlar. (105)

    r.şahandan

  2. yonetici dedi ki:

    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. Araf 179

    Bakmak, görüp düşünmektir. Ondaki inceliği, ilmi, güzelliği, faydayı ve yararı kavramak, ondan öğüt almak, dersler çıkarmak, Allah’ın subhanallah, yani tam mükemmel, bütün noksanlıklardan uzak olduğuna iman etmek, bunu yüreğinde hissetmektir.

    Allah, bakmaz mısınız? diye soruyor, nelere bakıp görmemizi, anlamamızı da sıralıyor:

    Bakmaz mısınız?
    Devenin nasıl yaratıldığına,
    Gögün nasıl yükseltildiğine,
    Dağların nasıl dikildiğine,
    Yerin nasıl yayıldığına.. Gaşiye 17-20

    Bakmaz mısınız, suyun nasıl kaynağına, yağmurun nasıl yağdığına, güneşin doğudan doğup batıdan battığına, yeryüzünde hiçbir insanın birbirine benzemediğine, gözlerinizdeki mükemmeliğe, kulaklarınızdaki ses mühendisliğine, nasıl yaratıldığınıza..

    Sizler de aklınıza geleni sıralayınız.

    Bir bak. Bir incele. Bir düşün. Bir derinliklerine gir. Hiçbir şeyde hata, yanlışlık, eksiklik, çirkinlik asla göremezsin.

    Bir yerde, kötülük, çirkinlik, hata, zarar varsa, bu oraya insan elinin dokunmasından sonradır. Yoksa Allah’ın yarattığı her şey çok güzeldir.

    Allah, sınırsız güzeldir, ve O’nun yarattığı da çok güzel olacaktır.

    Yeryüzüne bir bakmazlar mı! Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik.Şuara 7

    Bu ayetin ışığında yeryüzüne bakar mısınız? Gördüğünüz her şeyi bir düşünür müsünüz? Ve kendi kendinize şu soruyu sorar mısınız? Kim yarattı bu gördüklerimi? Ve cevabı da verir misiniz? Kim…?

    Üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve nasıl donatmışız! Onda hiçbir çatlak da yok. Kaf 6

    Başını kaldır, şimdi de gözyüzüne bak.. Bulutları, ayı, yıldızları güneşi, yağmuru, karı, uçanları bir gör… Nasıl oluyor diye üşünür müsünüz?

    De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın! Enam 11
    Baktıklarından yola çıkarak çok uzaklarda olup da bakamadıkların var. Gök yüzündeki yıldızlar, aralarındaki uzaklıklar, dönüşleri, bir yerlere akıp gidişleri gibi. Yok denecek kadar küçük atomun içindeki hareketler, çekirdek etrafında dönen elektronlar..

    Bakarız, ama göremeyiz. Ancak ilimle bunların böyle olduğunu biliriz, anlarız. Baktırlarımızdan yola çıkarak ölümün bir bitiş, sona eriş değil, bir başka aleme yeniden doğuş olduğunu anlarız.

    Bu da bizi imanın olmazsa olmazlarından biri olan ahret inancına götürür.

    De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. İşte Allah bundan sonra ahiret hayatını da yaratacaktır. Gerçekten Allah her şeye kadirdir. Ankebud 20

    Doğduğumuz günden öleceğimiz güne kadar, uyku hariç her gün yüzlerce, belki binlerce şeyler görürüz. Kimini severiz, kiminden nefret ederiz. Kimini güzel, doğru, kimini yanlış, kimini yararlı, kimini zararlı buluruz.

    Ne görüyorsak akıl ve gönül gözü ile görmemizi istiyor Allah, bunlardan dersler çıkarmamızı istiyor. İnsanlar kuşların uçtuklarını görmeseydi, belki uçmak insanlığın aklına bile gelmeyecekti.

    Allah, şu ayette bakıp da öğüt almamız gerektiğini şöyle buyuruyor:

    O, gökten su indirendir. İşte biz her çeşit bitkiyi onunla bitirdik. O bitkiden de kendisinde üstüste binmiş taneler bitireceğimiz bir yeşillik; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar; üzüm bağları; bir kısmı birbirine benzeyen, bir kısmı da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve olgunlaştığı zaman her birinin meyvesine bakın! Kuşkusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır. Enam 99

    Bakmak ve görüp anlamak imanı artırmaktır.

    Yarıtılan her şey Allah tarafından gönderilmiş bir mektuptur, işte bakmak, bu mektubu okumaktır. Yemyeşil bitki kökünden renkli yapraklar ve renga renk çiçeklerin nasıl açtığını düşünmek çiçeklere bakmak, o mektubu okumaktır.

    Bakmak, su nasıl buhar,dolu, kar olmuş diye görmektir.

    Bakmak, kadın ve erkeğin dünyada hemen hemen aynı sayıda olmasını görmek, bunu böyle kim ayarlıyor diyerek Allah’a ulaşmaktır.

    Bakmak ve baktığını görmek, bilgi karşısında boyun eğmek, bilgiye saygı göstermek, ne kadar çaresiz oluğunu anlamaktır.

    Bakmak, sevgiliyi görmektir, görmek ise ona aşık olmaktır.

    Herkesin bakması ve görmesi farklıdır.

    İmanla ve akılla bakmak ile imandan ve akıldan yoksun bamak arasında farklar vardır. Allah’ı değil de arzu ve isteklerini her şeyin üstünde tutan insan bir başka insana, bir cisme, bir olaya kesinlikle farklı bakacaktır.

    De ki: “Göklerde ve yerde neler var, bakın. Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz. Yunus 101

    İman etmeden bakarak her şeyin özünü gören insanlar de vardır. Allah,böyle insanların gördükleri, anladıkları insana fayda sağlamaz.

    Yapılan düzeltici, yani iyi ve doğru işlerin insana fayda sağlaması iman şartına bağlanmıştır. İmansız yapılan iş dünyada para kazandırır belki, ama ahrette onun hiçbir alacağı yoktur.

    İmanlı ve akıllı insan, insanı Allah yarattı derken, imandan nasibini almayan insan da insanı doğa yaramıştır dediğini çok duymuşsunuzdur. Onlar derler ki, ben doğa derken Allah’ı kastediyorum diyenler de vardır. Yaratan Allah’tır diyemeyen insan, doğa deyince Allah anlaşılsın demesi saçma bir düşüncedir.

    Hiçbir kimsenin aklına doğa kelimesini duyduğunda Allah adı gelmez.

    Olaylara, insanlara, baktığınız her şey bilgi ile bakarsanız, ancak o zaman görürsünüz. Hiçbir şey görünen yüzünden ibaret değildir. Onun içinde ve arkasında görülmeye, üstünde düşünülmeye değer harika şeyler vardır.

    Allah, Kuran’da çok zaman insanı düşünmeye çağırır. Biliyorsunuz ki, dış dünyamızı beş duyu organlarımızla tanırız, bu organların tanıttığı her şeyin aslını öğrenmeli, üzerinde düşünmeliyiz. Bu da bilgi sahibi olmakla mümkün olur.

    Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolu eğip bükmek isteyerek öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki, bozguncuların sonu nasıl olmuştur! Araf 86

    Ayetin sonunda “Bakın ki, bozguncuların sonu nasıl olmuştur.” denilmektedir.

    Bu ifadeyi düz okur da üzerinde düşünmeden geçerseniz, bu ifade size hiçbir şey anlatmaz. Allah, bakın ki, diyor. Yani bozguncuların durumunu, çektiklerini inceleyin, anlayın, sonlarının nasıl bittiğini görün, siz de o kötü duruma düşmemek için ne gerekiyorsa yapınız, diyor. Okuduğunuz şeylerde siz böyle mi yapıyorsunuz?

    Bakın, yani görün. Bakın deyince insanın aklına hep çevresine bakması gerektiği geliyor.Bak… Gör… İncele…

    Ama dış dünyamıza bakmaktan daha önemli bir şey daha var. Bu da kendimize bakmamızdır.

    Kendimize de bakmamız gerekir dediğimde aynanın karşısına geçip bakınız anlamında değil. Ama elbette öyle de bakacağız kendimize. Nasıl olduğumuzu görüp bilmek, düzgün müyüz, bakımlı mıyız, kendimize ve insanlara nasıl görünüyoruz diye bakacağız. Bakıyoruz da zaten, hatta bu amaçla berberler kuaförler var.

    Allah buyuruyor ki:

    Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Artık O, size yaptıklarınızı bildirecektir. Maide 105

    “Siz kendinize bakın.!”

    Bu, kendi iç dünyanıza bakın demektir. Gittiğiniz yola, düşüncelerinize, ahlakınıza, imanınıza bakın. Nasıl davranışlar sergilediğinizi görün, bunlar Kuran’a uyuyor mu? uymuyor mu? kontrol edin demektir. Yanlış bir yanımız varsa düzeltelim demektir. Başkalarına güzel örnek olalım, imanlı insan böyle yapmalı demektir. Çünkü ayetin başında “Ey iman edenler..” denilerek iman sahiplerinin sorumlulukları da hatırlatılmaktadır.

    O zaman kendimizi doğru yola iletiriz ve yanlış olanlar da bize asla zarar veremezler. Bu durum bizi dünyada ve ahirette mutluluğa kavuşturacaktır.

    İyiye, güzele,doğruya, yararlı ve faydalıya… Bak…Gör…

    Kötüye, çirkine, yanlışa zararlı ve faydalı olmayana… Bak… Gör…
    Necmi AKGÜL

    Kaynak tanyolu.com

  3. yonetici dedi ki:

    CERN’deki deney Kuran’ın da emri
    S A B A H G A Z E T E S İ

    Evrenin oluşumunu deşifre etmeyi hedefleyen CERN’deki deney için Diyanet ve ilahiyatçılar “İslam yaradılışın araştırılmasını ister” diyor..
    Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nin (CERN), İsviçre- Fransa sınırındaki laboratuvarında yapılan “Big Bang” (evreni ortaya çıkaran büyük patlama) deneyinin heyecanı, tüm dünya gibi Türkiye’yi de sardı. Önceki gün ilk etabı gerçekleştirilen ve başarıyla tamamlanan ilahiyatçıların ve Diyanet İşleri’nin görüşleri merak konusuydu. Diyanet, “Her deney Allah’ın bilgisi dahilindedir” açıklaması yaptı. SABAH’ın konuştuğu ilahiyat profesörleri ise deneyin İslami açıdan hiçbir mahzurunun bulunmadığı konusunda hemfikir… İşte, İslamiyet’in dünyanın nasıl yaratıldığının araştırılmasını istediğini belirten ilahiyatçılardan bazılarının görüşleri:

    DİYANET’İN YORUMU
    “İnsanoğlu Allah’ın verdiği akılla yol alıyor”
    Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu: İnsanoğlunun yapabildiği her deney yüce Allah’ın bilgisi dahilindedir. Bilimsel nitelikteki deneyler, Sünnetullah (Allah’ın Sünneti) çerçevesinde gerçekleşir. Keşif, olan bir şeyi açığa çıkarmaktır. Bu tür keşiflerin ilahi iradeyle çatışan keşifler olduğu kanaatinde değilim. Zaten yapılan deney, var oluşla ilgili ipuçlarını keşfeder. İnsanoğlu Allah’ın verdiği akılla yol alıyor.

    İLAHİYATÇILARIN YORUMU
    ‘Serseri bir tesadüfe bağlamak akla ziyan’
    Prof. Dr. Hayrettin Karaman: Allah Kuran’da varlıkları nasıl yarattığını birçok ayette anlatıyor ve bizim de bu yaratılış üzerinde düşünmemizi istiyor. Evrenin nasıl var olduğu ve yapısı konusunda bilim yöntemlerini kullanarak araştırmada bulunmak, İslam’ın istediği bir şey. Hem insanlar hem de cansız varlıklar incelendiğinde görülüyor ki, muazzam bir hesaplama ve işçilik söz konusu. Bütün bunları serseri bir tesadüfe bağlamak, akla ziyan.

    ‘Sakıncalı değil, aksine dinin emrini uygulama’
    Prof. Dr. Saim Yeprem: Kuran tabiatın nasıl var olduğunu araştırmamızı emrediyor. Bu dine aykırı değil, dinin emri olur. ‘Dağlar nasıl dikilmiş, yer nasıl düzeltilmiş, gök nasıl yükseltilmiş, bunları araştırmaz mısınız, canlılar nasıl yaratılmış bu konuyu incelemez misiniz?’ anlamında ayetler var. Kuran’daki bu emrin açıklanması ve uygulanması gibi de düşünülebilir bu deney.

    ‘İlk Müslümanlar da ilmi ibadet saydılar’
    Prof. Dr. Beyza Bilgin: Eskiden kutsal kitabı ulema yorumluyordu ve deneysel çalışmalarla buna aykırı sonuç çıkarsa reddediliyordu. Ancak reddetme fayda getirmedi. Allah bunu böyle yarattıysa ve insanların da bilmesini istiyorsa, ulema ne derse desin doğrusu budur. Allah Kuran’da sık sık söylüyor, ‘Yeryüzünde gezin, Allah’ın nasıl yaratmaya başladığını görün’ diye. Başlangıçtaki Müslümanlar ilmi de ibadet gibi kabul ettiler, bütçe ayırdılar. Kaynak: Sabah Gazetesi

  4. yonetici dedi ki:

    İnsanı Düşünmeye Davet Eden Ayetler
    KAİNATIN yaratıcısı olan Allah’ın varlığı ve birliği ile ilgili ayetler bu yazıda yer almaktadır. İslamiyeti kabul eden Müslümanlarda Allah’ın varlığına imanlarında şüpheye yer vermeseler dahi imanlarını güçlendirmek adına Allah’ın varlığının delilleri konusunda araştırma yapmaktadırlar. Şimdi bu konuya ayeti kerimeler ile ışık tutalım.
    Zira bu konuyu en güzel izah edecekte yine kainatın yaratıcısı olan ve varlığından ve birliğinden şüphe olmayan Allahu Tealadır.

    Yusuf Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    105- Göklerde ve yerde Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren nice deliller vardır ki,insanlar yanından geçip gittikleri halde yüzlerini çevirdiklerinden farkına varmazlar.

    Rum Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    50- İşte bak, Allah’ın rahmetinin eserlerine! Ölmüş toprağa nasıl hayat veriyor! İşte bunları yapan kim ise, ölüleri de O diriltecektir. O, her şeye hakkıyla kadirdir.

    Yunus Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    31- De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. De ki: “O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?”
    32- İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Hak’tan sonra sadece sapıklık vardır. O halde nasıl oluyor da (Hak’tan) döndürülüyorsunuz?
    33- Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, “Onlar artık imana gelmezler” sözü, işte böylece gerçekleşmiştir.
    34- De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O halde nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?”
    35- De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan hakka iletecek olan bir kimse var mı?” De ki: “Hakka Allah iletir.” Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”
    36- Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.

    İbrahim Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    10- Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler.

    Enbiya Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    30- İnkar edenler, göklerle yer bitişik iken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hala inanmayacaklar mı?
    31- Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik.
    32- Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.
    33- O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

    Hac Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    5- Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
    6- Bu böyle. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O ölüleri diriltir ve O her şeye hakkıyla kadirdir.
    61- Bu böyle. Çünkü Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.
    62- Bu böyle. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.

    Ankebut Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    61- And olsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O halde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?

    Rum Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    21- Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
    22- Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır
    23- Geceleyin uyumanız ve gündüzün onun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.
    24- Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.
    25- Emriyle göğün ve yerin (kendi düzenlerinde) durması da Onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonra sizi yerden (kalkmaya) bir çağırdı mı, bir de bakarsınız ki (dirilmiş olarak) çıkıyorsunuz.

    Lokman Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    29- Görmedin mi ki Allah geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.
    30- Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.
    31- Görmedin mi ki, gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah bunu ayetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır.

    Yasin Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    33- Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler .
    34,35- Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hala şükür etmeyecekler mi?
    36- Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.
    37- Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.
    38- Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri(düzenlemesi)dir.
    39- Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
    40- Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
    71- Görmediler mi ki biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
    72- Biz o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.
    73- Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hala şükür etmeyecekler mi?

    Zumer Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    21- Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.
    38- And olsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar onun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.”

    Fussilet Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    10- O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
    11- Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.
    12- Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.
    13- Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki, “Ben sizi Ad ve Semud kavimlerini çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım.”
    37- Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer gerçekten Allah’a kulluk ediyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.
    38- Eğer onlar büyüklük taslarlar ise, bilsinler ki Rabbinin yanında bulunanlar (melekler), gece gündüz hiç usanmadan onu tespih ederler.
    39- Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz o, her şeye gücü hakkıyla yetendir.
    53- Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kuran’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şahit olması yetmez mi?

    Şuara Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    29- Gökleri, yeri ve bu ikisi içinde yaydığı canlıları yaratması, Onun varlığının delillerindendir. O, dilediği zaman, onları bir araya getirmeye de gücü yetendir.
    32- Denizde dağlar gibi yüzen gemiler, Onun varlığının delillerindendir.

    Casiye Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    3- Şüphesiz, göklerde ve yerde, inananlar için (Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren) nice deliller vardır.
    6- İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?

    Gaşiye Suresinde Allah’ın Varlığı Ve Birliği

    17- Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır!
    18- Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiştir!
    19- Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir!
    20- Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!
    21- Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.
    22- Sen, onlar üzerinde bir zorba değilsin.
    Kaynak : Risale Ajans

  5. yonetici dedi ki:

    2/ EL-BAKARA -164- Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeylerle denizde akıp giden gemide, ALLÂH’ın yukarıdan bir su indirip de onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde, diriltip de üzerinde deprenen hayvanları yaymasında, rüzgârları değiştirmesinde, gök ile yer arasında emre hazır olan bulutta şüphesiz akıllı olan bir topluluk için elbette ALLÂH’ın birliğine deliller vardır.
    3/ ÂL-İ İMRÂN -190- Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selîm akıl sâhibleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır.
    191- Onlar ki ALLÂH’ı gâh ayakta divân durarak, gâh oturarak, gâh yanları üzere zikreder, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve derler ki: ‘Ey büyük Rabbimiz! Sen bunları gâyesiz, boşuna yaratmadın. Seni bu gibi noksanlardan tenzîh ederiz. Sen bizi o ateş azâbından koru!’
    7/ EL-A’RÂF -185- Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümrânlık ve nizâma, ALLÂH’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?
    10/ YÛNUS -6- Elbette gece ile gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve ALLÂH’ın göklerde ve yerde yarattıklarında sakınan bir kavim için bir çok delîl vardır.
    67- O, öyle bir ALLÂH’dır ki, içinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi, göresiniz diye de gündüzü yaptı. Elbette bunda söz dinleyecek olan bir kavim için âyetler (ibretler) vardır.
    101- De ki: “Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakın!” Fakat o uyarmalar ve o âyetler, îmân etmeyen bir kavme fayda vermez ki!
    12/ YÛSUF -105- Bununla berâber göklerde ve yerde ne kadar âyet var ki, onunla yüz yüze gelirler de yine de yüz çevirip geçerler.
    13/ EL-RA’D -3- Yeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydâna getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O’dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır. Düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır.
    4- Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, hepsi bir tek su ile sulanır. Hâlbûki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz. Aklı eren bir kavim için bunda muhakkak ibretler vardır.
    16/ EN-NAHL -10- Sizin için gökten su indiren O’dur. İçecek su ondandır; hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o su ile yetişir.
    11- ALLÂH, sizin için, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır.
    12- Geceyi, gündüzü, güneş’i ve ay’ı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
    13- Yeryüzünde sizin için yarattığı değişik renklerdeki şeyleri de sizin hizmetinize sunmuştur. Elbette bunda öğüt alan kimseler için bir ibret vardır.
    65- ALLÂH gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayât verdi. Şüphesiz ki bunda dinleyen bir millet için büyük bir ibret vardır.
    66- Gerçekten süt veren hayvanlarda da size bir ibret vardır. Size işkembelerindeki yem artıklarıyla kandan meydâna gelen, içenlere içimi kolay hâlis bir süt içirmekteyiz.
    67- Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvalarından da hem içecek, hem de güzel gıdalar edinirsiniz. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.
    68- Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.
    69- Sonra meyvaların hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir, diye ilhâm etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifâ’ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardır.
    79- Göğün boşluğunda ALLÂH’ın emrine boyun eğdirilerek uçuşân kuşlara bakmadılar mı? Şüphesiz bunda inanan bir toplum için âyetler (ibretler) vardır.
    21/ EL-ENBİYÂ -30- İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, Bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi su’dan meydâna getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?
    22/ EL-HACC -18- Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep ALLÂH’a secde ediyor. Birçoğunun üzerine de azâb hak olmuştur. ALLÂH kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikrâm edecek yoktur. Şüphesiz ALLÂH dilediği şeyi yapar.
    63- Görmedin mi ALLÂH’ın gökten indirdiği su ile yeryüzü (nasıl) yemyeşil oluyor? Gerçekten ALLÂH çok lütufkârdır, her şeyden haberdârdır.
    65- Görmedin mi ki, ALLÂH bütün yerdekileri ve emriyle denizlerde akıp giden gemileri hep sizin buyruğunuz altına verdi. Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o (koruyup havada) tutuyor. Şüphesiz ALLÂH insanlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
    24/ EN-NÛR -41- Görmez misin ki, göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kanat çırpıp uçan kuşların ALLÂH’ı tesbîh ettiklerini? Her biri kendi tesbîhini ve duâsını bilmiştir. ALLÂH, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir.
    43- Görmez misin ki ALLÂH bulutları (dilediği yere) sürüklüyor; sonra onları bir araya getirip üstüste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunlar arasında yağmur çıkıyor. O, gökten, sanki oradaki dağlardan da dolu indirir. Artık onu dilediğine isâbet ettirir; dilediğinden de onu uzak tutar; bu bulutlardan çıkan şimşeğin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
    44- ALLÂH gece ile gündüzü evirip çeviriyor. Şüphesiz bunda (hakikatı gören) gözlere sâhib olanlar için mutlak bir ibret vardır.
    26/ EŞ-ŞU’ARÂ -7- Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz.
    8- Şüphesiz bunlarda (ALLÂH’ın varlığına) bir delîl vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar.
    27/ EN-NEML -86- Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık ve (çalışsınlar diye) gündüzü apaydınlık yaptık. Îmân eden bir kavim için elbette bunda ibretler vardır.
    29/ EL-ANKEBÛT -44- ALLÂH gökleri ve yeri hakk olarak yarattı. Şüphesiz bunda, îmân edenler için bir nişâne bulunmaktadır.
    30/ ER-RÛM -8- Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki, ALLÂH göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hakk ile ve belirlenmiş bir süre için yaratmıştır? Gerçekten insanların çoğu, Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
    20- O’nun âyetlerinden (kudretinin delillerinden)dir ki, sizi bir topraktan yarattı. Sonra da siz şimdi yeryüzünde dağılıp yayılan insanlar oluverdiniz.
    21- Yine O’nun âyetlerindendir ki, sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratmış, aranıza bir sevgi ve merhamet koymuştur. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için nice ibretler vardır.
    22- Yine göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da O’nun âyetlerindendir. Şüphesiz ki bunda bilenler için nice ibretler vardır.
    23- Yine gecede ve gündüzde uyumanız ve lûtfundan nasîb aramanız da O’nun âyetlerindendir. Şüphesiz ki bunda dinleyecek bir kavim için nice ibretler vardır.
    24- Yine O’nun âyetlerindendir ki, size hem korku ve hem de umut vermek için şimşeği gösteriyor. Ve gökten bir su indiriyor da onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayât veriyor. Şüphesiz ki bunda aklını kullanacak bir kavim için nice ibretler vardır.
    25- Yine göğün ve yerin, emriyle durması da O’nun âyetlerindendir. Sonra sizi bir tek çağırışla çağırdığı zaman bir de bakarsınız ki (yerden diriltilip çıkarılıyorsunuz).
    37- ALLÂH’ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.
    50- Şimdi bak ALLÂH’ın rahmetinin eserlerine! yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri diriltir. O her şeye Kadîr’dir.
    31/ LOKMÂN -20- Görmediniz mi ki, ALLÂH göklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin hizmetinize vermiş, gizli ve açık olarak ni’metlerini üzerinize yaymıştır. Bununla berâber insanlar içinde kimi de var ki, ne bir ilme, ne bir mürşîde ve ne aydınlatıcı bir kitâba dayanmaksızın ALLÂH hakkında mücâdele ediyor.
    29- Görmedin mi ki, ALLÂH geceyi gündüze sokuyor, gündüzü geceye sokuyor. Güneş ile ay’ı da emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gidiyor. Şüphesiz ki ALLÂH, yaptıklarınızdan haberdârdır.
    31- Görmedin mi ki ALLÂH, âyetlerinden bir kısmını size göstersin diye gemiler, ALLÂH’ın ni’metiyle denizde akıp gidiyor. Şüphesiz bunda çok sabredenler ve çok şükredenler için nice ibretler vardır.
    32/ ES-SECDE -26- Kendilerinden önce, yurtlarında gezip dolaşmakta oldukları nice kuşakları helâk etmiş olmamız, daha onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda nice ibretler vardır. Hâlâ kulak vermeyecekler mi?
    27- Ya hiç görmediler mi ki, biz kır yere suyu salıveriyoruz da onunla bir ekin çıkarıyoruz. Ondan hayvanları da yiyor, kendileri de. Hâlâ gözlerini açmayacaklar mı?
    36/ YÂSİN -71- Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydâna getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sâhib bulunuyorlar.
    72- Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.
    73- Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
    39/ EZ-ZÜMER -21- ALLÂH’ın gökten bir su indirip de onu bir yoluyla yeryüzündeki menba’lara koyduğunu görmedin mi? Sonra onunla türlü renklerde bir ekin çıkarır, sonra onun olgunlaşıp sarardığını görürsün. Sonra da onu bir çöpe çevirir. Elbette bunda temiz akıllılar için bir ihtâr vardır.
    42/ EŞ-ŞÛRÂ -32- Denizlerde yüce dağlar gibi gemilerin yürümesi de O’nun kudretinin delillerindendir.
    33- Eğer O dilerse rüzgârı durdurur da yelkenle giden gemiler denizin üzerinde duruverirler. Şüphesiz ki bunda sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için nice ibretler vardır.
    45/ EL-CÂSİYE -3- Şüphesiz göklerde ve yerde mü’minler için birçok âyetler vardır.
    4- Sizin yaratılışınızda ve çeşitli canlıları yeryüzüne yaymasında kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.
    5- Gece ile gündüzün değişmesinde ve ALLÂH’ın gökten bir rızık sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.
    6- İşte bunlar, ALLÂH’ın âyetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık ALLÂH’a ve âyetlerine inanmadıktan sonra hangi söze inanacaklar?
    50/ KÂF -6- Artık üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl binâ etmiş ve süslemişiz, onun hiç bir çatlağı yoktur.
    7- Yeri de nasıl uzatmış, üzerine sâbit dağlar oturtmuşuz. Orada görünüşü güzel her çeşit bitkiden çiftler yetiştirdik.
    8- Bunlar, ALLÂH’a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ona ibret vermek içindir.
    9- Bir de gökten bereketli bir su indirip de onunla bağlar, bahçeler ve biçilecek taneler bitirmekteyiz.
    10- Tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik.
    11- Bunları kullara rızık olması için (yetiştirmekteyiz). O su ile ölü bir toprağa can verdik, işte hayâta çıkış da böyledir.
    51/ EZ-ZÂRİYÂT -20-21- Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardır. Hiç görmüyor musunuz?
    56/ EL-VÂKI’A -71- Bir de o çaktığınız ateşi gördünüz mü?
    72- Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan Biz miyiz?
    73- Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.
    67/ EL-MÜLK -19- Üstlerinde kanatlarını açıp yumarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahmân’dan başkası tutmuyor. Doğrusu O, her şeyi görmektedir.
    86/ ET-TÂRIK -5- Onun için insan neden yaratıldığına bir baksın.
    6- Atılan bir su’dan yaratıldı.
    7- O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.
    88/ EL-ĞÂŞİYE -17- Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?
    18- Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş?
    19- Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?
    20- Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir